43,7161$% -0.04
51,8611€% -0.14
59,6410£% -0.14
7.006,34%-0,97
11.847,00%2,14
47.244,00%1,83
4.973,12%-1,17
14.331,45%1,06
2993902฿%-0.76057
Türkiye’de tüketici yüksek enflasyon ve artan yaşam maliyeti altında ezilirken, aynı montun yurt dışında çok daha düşük fiyata satılması dikkat çekti. Türkiye’de 36 bin TL etiketle satışa sunulan ürünün, ABD’de 150 dolar (yaklaşık 6.558 TL) seviyesinde olması, “Bu fark nasıl oluşuyor?” sorusunu gündeme taşıdı.
Ortaya çıkan fiyat farkı yalnızca kur hesabıyla açıklanamayacak kadar çarpıcı. Aradaki yaklaşık 30 bin TL’lik makas, iç piyasadaki fiyatlandırma stratejileri, vergi yükü, dağıtım zinciri ve kâr marjlarına ilişkin tartışmaları beraberinde getirdi.

Ekonomistler, Türkiye’deki yüksek enflasyon ortamında şirketlerin maliyet artışlarını hızla etiketlere yansıttığını, ancak küresel pazarda rekabet baskısı nedeniyle aynı ölçüde fiyat artışına gidilemediğini belirtiyor. Bu durum, yerli tüketicinin adeta daha pahalıya alışveriş yapmak zorunda bırakıldığı eleştirilerine yol açıyor.

Öte yandan sosyal medyada paylaşılan fiyat karşılaştırmaları kısa sürede gündem olurken, tüketiciler “Aynı ürün neden kendi ülkesinde daha pahalı?” sorusuna yanıt arıyor. Uzmanlara göre bu tablo, iç piyasada alım gücünün ne denli gerilediğini de gözler önüne seriyor.
Türkiye’de 36 bin TL’ye satılan montun ABD’de 150 dolara (yaklaşık 6.558 TL) bulunabilmesi, yalnızca bir fiyat farkı değil; ekonomik dengelerin ve tüketici üzerindeki yükün somut bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Artan fiyatlar karşısında vatandaşın sırtındaki yük ağırlaşırken, şirketlerin iç ve dış piyasa fiyat politikaları üzerindeki tartışmaların büyümesi bekleniyor.
İmamoğlu’nun diploma davasının ekonomiye etkisi: Giden yatırımlarda rekor kırıldı!