Artan zatürre vakaları Covid’in sinsi mirası
Sonzamanlarda adını sıkça duyduğumuz zatürre, akciğerlerin bakteriyel başta olmak üzere viral veya mantar enfeksiyonları nedeniyle iltihaplanmasıdır.
Hastalık genellikle ‘streptococcus pneumoniae’ (pnömani) adı verilen bakteriden kaynaklanır. Ayrıca influenza virüsü, rinovirüs, RSV ve mantar enfeksiyonları da zatürreye dönüşebilir.
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Ali Vefa Öztürk, sinsi ilerleyen, belirtileri griple karıştırılabilen ve bu yüzden ihmal edilen hastalıkla ilgili bilinmesi gereken kritik noktalara değindi…
Dr. Ali Vefa Öztürk
Eskiye göre daha mı çok yakalanıyoruz?
Günümüzde zatürre vakalarındaki artış ciddi bir sağlık sorununa dönüştü. Özellikle Covid-19 pandemisi sonrası akciğer dokusunun hassaslaşması ve bağışıklık sistemindeki hasarlar, bu artışın temel nedenidir.
Pandemi mirasının yanı sıra hava kirliliği, tütün kullanımı, kronik stres ve uykusuzluk gibi modern yaşam koşulları akciğer savunmasını zayıflatır.
Ayrıca mikroorganizmaların artan bulaşıcılığı ve hastalık yapma güçleri, basit enfeksiyonların hızla zatürreye dönüşmesine yol açar. Kalabalık sosyal alanlar ve kapalı ortamlarda geçirilen sürenin artması ise bu enfeksiyon zincirinin yayılmasını da kolaylaştırır.
En çok kimleri tehdit ediyor?
Zatürreherkes için aynı riski taşımaz. KOAH, astım, diyabet, karaciğer, kalp ve böbrek yetmezliği gibi kronik hastalığı olanlarda bağışıklık sistemi enfeksiyonla savaşmakta zorlanır. Kanser tedavisi görenler ve organ nakli hastaları ise çok daha kırılgan bir savunmaya sahiptir.
Bağışıklığı henüz gelişmemiş çocuklar ile direnci azalan 65 yaş üstü kişiler en yüksek risk grubundadır. Dolayısıyla risk grupları için zatürre, hızlı müdahale gerektiren bir hastalıktır.
KAPALI ALANLARA DİKKAT!
Hastalık solunum yoluyla kolayca yayıldığı için kapalı alanlarda maske kullanımı, sosyal mesafe ve titiz el hijyeni ilk bariyeri oluşturur. Vücut direncini içten korumak adına; diyabet, tansiyon ve kalp gibi kronik rahatsızlıklar mutlaka doktor kontrolünde tutulmalıdır.
Korunmanın en etkili ve bilimsel yolu ise uzman bir hekime danışarak kişiye özel aşı takvimini oluşturmak; zatürre ve grip aşılarını zamanında yaptırmaktır.
Tedavide nasıl ilerlenir?
Zatürre tedavisinde; genel durum bozukluğu, şiddetli nefes darlığı ve kan oksijen seviyesinin düşmesi hastaneye yatışı zorunlu kılar. Tedavinin temelini, doktorun belirlediği dozda ve sürede kesintisiz kullanılması gereken antibiyotikler oluşturur. Bu ana tedaviye ek olarak; nefes almayı kolaylaştıran bronş açıcılar, oksijen desteği ve ateşi kontrol altına alan takviyelerle çok yönlü bir iyileşme süreci yönetilir.
Nelere dikkat edilmeli?
Tıbbi tedavinin yanı sıra iyileşme dönemindeki yaşam disiplini de tam iyileşme için belirleyicidir. Enfeksiyonla savaşan vücudun enerjisini doku onarımına harcayabilmesi için mutlak istirahat şarttır. Bağışıklığı güçlendirmek adına protein ve vitamin zengini bir beslenme düzeni uygulanmalı, balgamın kolay atılması için bol sıvı tüketilmelidir. Ayrıca hastanın bulunduğu ortam düzenli havalandırılmalı; hava temiz, tozsuz ve ideal nem dengesinde olmalıdır. Bu çevresel koşullar, hassaslaşan akciğer dokusunun kendini yenilemesini hızlandırır.
AKCİĞER SAĞLIĞI
Belirti vermeden tehlike oluşturabilir
Akciğerlerdeki hava keseciklerinin iltihaplı bir sıvıyla dolmasına neden olan zatürre, organın hayati işlevi olan oksijen alışverişini engelleyerek tüm vücut sistemini tehdit eden ciddi bir sağlık sorununa dönüşebilir. Hastalık genellikle inatçı öksürükle başlasa da yüksek ateş, hırıltı, ağır halsizlik ve nefes darlığı tablonun ciddiyetini gösterir. Süreç bazen burun akıntısı veya grip gibi yanıltıcı şikâyetlerle de başlayabilir. Klinik olarak ikiye ayrılan zatürrenin klasik türünde; şiddetli öksürük, yoğun balgam, yüksek ateş ve gürültülü belirtiler hâkimdir. Atipik türde ise ateş yükselmeyebilir, öksürük ve balgam hastayı şüphelendirmeyecek kadar azdır. Bu sinsi seyir, teşhisi zorlaştırarak müdahaleyi geciktirebildiği için oldukça risklidir.
Bakteri ve virüslerden en etkili korunma yolu
Zatürre vakalarının yaklaşık yüzde 60 ile 70 gibi büyük bir çoğunluğundan sorumlu olan bakterilere karşı geliştirilen pnömokok aşısı, hastalığın en ağır seyreden formlarına karşı doğrudan koruma sağlar.
Bu aşıların bazı tipleri tek bir dozla ömür boyu bağışıklık sağlarken, bazı tiplerinin ise koruyuculuğun devamı için her 5 yılda bir yinelenmesi gerekir. Ancak korunma stratejisi sadece tek bir aşıyla sınırlı kalmamalıdır.
Grip gibi viral enfeksiyonlara karşı geliştirilen aşılar da önemlidir. Çünkü bu virüsler, akciğerlerin savunma mekanizmalarını zayıflatarak bakteriyel zatürrenin yerleşmesi için uygun bir zemin hazırlar. Dolayısıyla bu ikincil hastalıklara karşı aşılanmak, zatürre riskini de dolaylı yoldan ancak oldukça etkili bir biçimde aşağı çeker.
Bu şikayetleri göz ardı etmeyin
Haftalarcasüren inatçı öksürük, koyu yeşil balgam ve hafif aktivitede bile artan nefes darlığı ciddiyet göstergesidir. Bu belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden bir göğüs hastalıkları veya dahiliye uzmanına başvurulmalıdır.
Günümüzde zatürre tanısı; genellikle akciğer röntgeni ile hızlı ve güvenilir bir şekilde konulmaktadır.
Hasarı detaylı incelemek için akciğer tomografisi çekilebilir. Erken teşhis tedavinin başarısını artırırken yoğun bakım riskini de ciddi oranda azaltır.