44,3346$% 0.01
51,3419€% -0.05
59,3266£% -0.64
6.401,46%-3,28
10.860,00%-2,34
43.308,00%-2,33
4.497,05%-3,26
13.047,72%-0,51
3123249฿%0.10817
23 Şubat 2026 Pazartesi
Futbolda kuralları belirleyen Uluslarasrası Futbol Birliği Kurulu (IFAB) devrim niteliğinde bir değişikliğe hazırlanıyor.
IFAB, önümüzdeki cumartesi günü yapılacak yıllık genel kurul toplantısında futbolun oyun kurallarında radikal farklılıkları masaya yatıracak.
4 KURAL DEĞİŞİMİ MASADA
BBC’nin haberine göre ilk değişmesi planlanan kural sakatlıklarla ilgili olacak. Sakatlık nedeniyle tedavi gören bir oyuncu, saha dışına çıktıktan sonra en az 1 dakika boyunca oyuna dönemeyecek.
İkinci değişim ise aut ve taç atışlarında olacak. Aut atışları ve taç atışlarında geri sayım sistemi uygulanacak. Süre aşılırsa top doğrudan rakip takıma verilecek.
Zaman geçirmeyle ilgili bir yeni hamle de oyuncu değişikliklerinde yaşanacak. Uygulanması planlanan kurala göre, oyundan çıkan futbolcu, 10 saniye içinde sahayı terk etmek zorunda. Oyuncu zamanında oyun olanını terk etmezse, yerine girecek oyuncu sahaya alınmayacak. Takım, bir sonraki oyun durana kadar (ve bu en az 60 saniye sonra olmalı) 10 kişi oynamak zorunda kalacak.
Son kural değişikliğinin ise VAR’ın yetkileri üzerinde olması planlanıyor. Hatalı verilen ikinci sarı kartlar VAR tarafından incelenebilecek. Organizasyonların tercihine bağlı olarak köşe vuruşlarında da VAR uygulaması devreye girebilecek.
2014 yılında sadece “özel davetiye” ile satın alınabilen, dev rakiplerine yarı fiyatına kafa tutarak teknoloji dünyasında bir kült haline gelen OnePlus, bugün tarihinin en zorlu sınavlarından birini veriyor.
Şirketin tamamen kapanacağı veya sadece birkaç pazara sıkışıp kalacağı yönündeki güçlü söylentilerin arkasında yatan somut veriler oldukça düşündürücü.
Sektör analizlerine göre OnePlus’ı bu karanlık tabloya iten ana faktörler şunlar:
Omdia Research verilerine göre, OnePlus’ın telefon satışları 2024 yılında beşte bir oranında (yaklaşık %20) çakılarak 14 milyon adet seviyesine kadar geriledi. Oysa aynı dönemde kardeş şirketi Oppo satışlarını artırmayı başardı.
Şirketin küresel satışlarının tam %74’ü sadece iki ülkeye (Çin ve Hindistan) bağımlı durumda. Üstelik bu devasa pazarlardaki payları oldukça mütevazı (Çin’de %3,9, Hindistan’da %1,6).
Batı pazarlarındaki kan kaybı çok net. ABD genel merkezindeki çalışan sayısının 15’in altına düştüğü, Fransa, Almanya ve İngiltere gibi kilit Avrupa ülkelerindeki 60 kişilik ekiplerin ise 10 kişiye kadar eritildiği bildiriliyor.
Binlerce perakendecinin, çok düşük kâr marjları nedeniyle OnePlus ürünlerini raflarından ve çevrimiçi listelerinden sessizce kaldırdığı belirtiliyor. Ayrıca marka, son beş yılda birçok önemli GSM operatörü anlaşmasını da kaybetti.
SEKTÖREL DARALMA VE OPPO İLE BİRLEŞME SÜRECİ
Akıllı telefon pazarı artık Apple ve Samsung gibi devlerin ezici tekeli altında. Bu devlerle rekabet etmek küçük markalar için sürdürülemez bir maliyet yaratıyor.
BBK Electronics’in bölünmesinin ardından resmi olarak Oppo çatısı altına giren OnePlus, tıpkı diğer alt marka Realme gibi ciddi bir maliyet kısma operasyonundan geçiyor. Analistlere göre Oppo, Batı pazarlarındaki operasyonları sonlandırıp OnePlus markasını sadece Çin ve Hindistan’da yaşatmayı planlıyor olabilir.
“İŞİMİZİN BAŞINDAYIZ”
Bu “sonun başlangıcı” iddiaları teknoloji dünyasında infial yaratırken, şirket yöneticilerinden yalanlama gecikmedi.
OnePlus Hindistan Başkanı Robin Liu, X (eski adıyla Twitter) üzerinden yaptığı açıklamada Android Headlines’ın iddialarını reddederek şu net mesajı verdi: “Her zamanki gibi faaliyetlerimize devam ediyoruz ve etmeye devam edeceğiz.”
OnePlus, Pete Lau ve Carl Pei (şimdiki Nothing CEO’su) tarafından kurulan o eski asi ve ucuz “amiral gemisi katili” kimliğinden çoktan uzaklaştı. Cihaz fiyatları tepe modellere yaklaşırken, pazar payı daralıyor. Şirket iddiaları yalanlasa da, rakamlar ve sektördeki tekelci gidişat, OnePlus’ın bildiğimiz küresel yapısında köklü bir değişimin kaçınılmaz olduğuna işaret ediyor.
ABD Başkanı Trump, Yüksek Mahkeme’nin geçen hafta verdiği karara ilişkin eleştiride bulundu.
Trump, Yüksek Mahkeme’nin ‘istemeden ve farkında olmadan’, ABD Başkanı olarak kendisine çok daha fazla yetki ve güç verdiğini söyledi.
Trump Truth Social hesabından yaptığı açıklamada “Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesi istemeden ve farkında olmadan, ABD Başkanı olarak bana, saçma, aptalca ve uluslararası alanda son derece bölücü kararlarıyla, daha önce sahip olduğumdan çok daha fazla yetki ve güç verdi.
Birincisi, yabancı ülkelere, özellikle de onlarca yıldır bizi sömüren ülkelere karşı kesinlikle “korkunç” şeyler yapmak için lisansları kullanabilirim, ancak anlaşılmaz bir şekilde, karara göre onlardan lisans ücreti alamıyorum – ama tüm lisanslar ücret alıyor, neden Amerika Birleşik Devletleri de alamıyor? Lisans almak için ücret alıyorsunuz!
Beceriksiz Yüksek Mahkememiz yanlış kişiler için harika bir iş çıkardı ve bu yüzden kendilerinden utanmalılar.” şeklinde paylaşımda bulundu.
Trump sözlerini “Yüksek Mahkememiz, ulusumuzun geleceği için bu kadar kötü ve zararlı kararlar almaya devam etsin – benim yapmam gereken bir işim var. AMERİKA’YI YENİDEN BÜYÜK YAPMAK! Başkan DONALD J. TRUMP” ifadelerini kullandı.
Son olarak İspanyol devi Real Madrid’i çalıştıran Xabi Alonso’nun Liverpool’un başına geçmesi gündemde.
İspanyol teknik adam ile Real Madrid’in değişilmezi konumuna gelen ve Alonso’nun ayrılığı sonrası eflatun beyazlılarda sorunlar yaşayan Arda Güler’in de Premier Lig’e gitme ihtimali belirdi.
YANINDA GÖTÜRECEK
Fichajes’te yer alan habere göre, Bayer Leverkusen ile başarılı bir dönem geçiren İspanyol çalıştırıcının İngiliz ekibinin başına geçmesi durumunda, Real Madrid forması giyen milli futbolcuyu kadrosunda görmek istediği iddia edildi.
Alonso’nun, genç oyuncularla kurduğu sistemde Arda Güler’i önemli bir parça olarak düşündüğü belirtilirken, olası bir transfer için şartların oluşması gerektiği vurgulandı. Real Madrid ile sözleşmesi devam eden Arda Güler’in geleceğine ilişkin resmi bir gelişme bulunmuyor. Real Madrid’in milli yıldız için 90-100 milyon Euro arasında bonservis beklediği de iddialar arasında.
La Liga’nın 25. haftasında Osasuna ile berabere kalan Real Madrid’de yenilginin faturasını İspanyol basını Arda Güler’e kesmişti. Milli yıldızın hücumda bekleneni veremediğini belirten İspanyollar “Sağ ayağıyla ceza sahası önünden muhteşem bir gol atmaya çok yaklaştı, ancak top az farkla auta gitti. Destek bulamadı ve büyük ölçüde etkisizdi. Real Madrid bunu kesinlikle hissetti.” ifadelerini kullandı.
2019’dan bu yana yerel para biriminin yüzde 90’dan fazla değer kaybettiği Lübnan’da, halkın bankalardaki döviz mevduatlarına erişimi kısıtlandı ve devlet iflas etti. Bu süreçte ekonomi yönetimi, küresel piyasalarda ons altının 5 bin dolara yaklaşmasını da dikkate alarak altın rezervlerinin nakde çevrilmesini değerlendirmeye aldı.
Lübnan Merkez Bankası (BDL) bünyesinde bulunan 280 tonun üzerindeki altın rezervinin satış ihtimali kamuoyunda tartışma yarattı.
FİNANS SİSTEMİ VE MEVDUAT KAYBI
Dünya Bankası tarafından “Ponzi düzeni” olarak tanımlanan Lübnan finans sistemi, yüksek faizle topladığı dolarları Merkez Bankası’na aktararak kurun sabit kalmasını sağladı. Ancak sistemin çökmesiyle yaklaşık 70 milyar dolarlık mevduat kaybı yaşandı.
Bankaların, oluşan borcun karşılanmasında Merkez Bankası’nın altın rezervlerinin kullanılmasını beklediği belirtiliyor.
280 TONLUK REZERV
Lübnan, 1940’lı yıllardan bu yana biriktirdiği 280 tonluk rezervle Orta Doğu’da Suudi Arabistan’ın ardından ikinci sırada yer alıyor. Altının ons fiyatındaki artışla birlikte rezervin değeri 2026 başı itibarıyla yaklaşık 45 milyar dolara ulaştı.
Bu tutarın ülkedeki toplam mali kayıpların yarısından fazlasını karşılayabilecek büyüklükte olduğu ifade ediliyor.
YASAL ENGEL VE IMF SÜRECİ
1986’dan bu yana yürürlükte olan yasa gereği, parlamentonun özel onayı olmadan altın satışı yapılamıyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yapılabilecek olası bir anlaşma kapsamında altın satışının gündeme gelebileceği belirtiliyor.
Maliye Bakanlığı uzmanı Lamia Moubayad, altın rezervlerinin kamuya ait varlıklar olduğunu belirterek satış planına karşı görüş bildirdi.
Ekonomik krizle mücadele eden Lübnan’da altın rezervlerinin satışı konusunda nihai kararın nasıl şekilleneceği belirsizliğini koruyor. Sürecin yasal düzenlemeler ve uluslararası müzakereler çerçevesinde ilerlemesi bekleniyor.