DOLAR

43,8663$% 0.02

EURO

51,7195% -0.01

STERLİN

59,1832£% 0.25

GRAM ALTIN

7.190,72%0,12

ÇEYREK ALTIN

12.052,00%1,17

TAM ALTIN

48.061,00%1,17

ONS

5.101,98%0,11

BİST100

13.934,06%0,94

BİTCOİN

2961124฿%-0.8889

a

Karla kaplı bölge alev alev yanıyor: 3 bin yıldır olmamıştı

Çalışma, geçmiş yangın izlerini barındıran kömür parçaları ve diğer bulguların incelendiği turbalık toprak örnekleri ile uydu verilerini bir araya getirdi. Araştırma ekibine göre permafrost çözülmesi ve tundranın “çalılaşması”, yangınlardaki artışın temel nedenleri arasında yer alıyor. Bilim insanları, küresel sıcaklıklar yükselmeye devam ettikçe bu yeni yangın rejiminin daha da şiddetleneceğini öngörüyor.

Araştırmanın baş yazarı, Almanya’daki Goethe Üniversitesi’nden paleoekolog Angelica Feurdean, yangınların yaz aylarında, bitki örtüsünün karsız ve yeterince kuru olduğu dönemlerde çıktığını belirtti. Geçmişte bölge büyük ölçüde yangın için sınırlı yakıt sağlayan sazlar ve yosunlarla kaplıydı. Ancak son dönemde daha yanıcı olan odunsu çalıların yaygınlaşması, yangınlar için çok daha fazla yakıt oluşturdu.

10 Kasım 2025’te Biogeosciences dergisinde yayımlanan araştırma, mevcut yangın zirvesinin 20. yüzyılın ortalarında başladığını ve M.Ö. 1000’den bu yana turbalıklarda kaydedilen yangın faaliyetlerini açık ara geride bıraktığını ortaya koydu. Araştırmacılara göre küresel ısınma, hem kara yüzeyinde kurak koşullar yaratıyor hem de atmosferde nemi artırarak Alaska’daki başlıca tutuşma kaynağı olan yıldırım riskini yükseltiyor.

Çalışmada Brooks Sıradağları ile Arktik Okyanusu arasında yer alan dokuz turbalıktan yaklaşık 0,5 metre uzunluğunda toprak çekirdekleri alındı. Bu örnekler son 3 bin yılı kapsayacak şekilde incelendi. Araştırmacılar polen ve bitki kalıntıları, kömür parçaları ve su seviyesinin göstergesi olan tek hücreli testate amipleri analiz ederek bitki örtüsü, toprak nemi ve yangın faaliyetlerindeki değişimi yeniden yapılandırdı.

1969 ile 2023 yılları arasında Brooks Sıradağları’nın kuzeyindeki yangınlara ait uydu görüntüleri de incelendi. 2000’li yıllarda uydular büyük yangınlar kaydederken, turbalıklarda kömür izlerinin sınırlı olması dikkat çekti. Bunun olası açıklamasının, 500 santigrat derecenin üzerindeki aşırı sıcak yangınlarda kömürün küle dönüşmesi olduğu belirtildi. Bu durum, son yirmi yılda son derece yoğun yangınların arttığına işaret ediyor.

Genel bulgular, yaklaşık 1950’den bu yana hızlanan permafrost çözülmesi nedeniyle toprak neminde dramatik bir düşüş yaşandığını gösteriyor. Yüzey sularının toprağın derinliklerine sızmasıyla birlikte sığ toprak nemine bağımlı sazlar ve bazı yosun türleri yerini fundagiller (Ericaceae) ailesine ait çalılara ve sphagnum yosununa bıraktı. Artan yanıcı biyokütle, yükselen sıcaklıklar ve yıldırım sayısındaki artışla birleşerek son 3 bin yılın en şiddetli yangın dönemini ortaya çıkardı.

Feurdean, Alaska’nın Kuzey Yamaç bölgesinin Arktik tundra ekosistemlerinde yaşanan dönüşüm için bir model niteliği taşıyabileceğini belirterek, ısınma sürdükçe yangınların daha sık ve daha şiddetli olmasının beklendiğini vurguladı. “Daha yüksek sıcaklıklar daha fazla çalı örtüsü, daha yanıcı biyokütle ve daha fazla yangın demek. Yangınlar daha sık ve daha şiddetli olmaya devam edecek” dedi.

Sıradaki haber:

Mars’tan gelen siyah taş ortalığı karıştırdı